Tarih: 09-04-2019
GERİ

İşârâtü'l-İ'câz-6'nın dağıtımı başladı

Bediüzzaman Said Nursî tarafından “umum Risâle-i Nûr’un bir fihristesi, bir listesi ve o nur bahçesinin bir fidanlığı ve sırr-ı i’câzi’l-Kur’ân’ın bir menbaı” olarak vasıflandırılan İşârâtü’l-İ’câz’ın beşinci cildinden sonra altıncı cildi de, meâl ve şerh halinde yayınlandı.

Semendel Yayınları arasında Molla Muhammed el-Kersî imzasıyla yer alan kitabın birinci cildinde Fâtiha Sûresi, ikinci cildinde Bakara Sûresi’nin ilk beş âyeti tefsir ve şerh ediliyor. Kur’ân’ın inzâr ve tebşîrde dengeyi koruduğu, küfre düşenlerin özelliklerinin anlatıldığı üçüncü cildden sonra dördüncü cildde münâfıklar, bütün yönleriyle tanıtılıyor. İbadet emrinin neleri içine aldığı ve tevhîd delillerinin işlendiği beşinci cildin ardından neşredilen altıncı ciltte, Kur'ân'ın Allah kelâmı olduğunun bürhanları ve Cennet ehlinin kavuştuğu nimetler zikrediliyor.

Besmelede ve Fatiha Sûresinde zikredilen Allah, Rahmân ve Rahîm isimlerinin ifade ettiği manaların zenginliğine yer verilen birinci ciltte, âlemlerin Rabb’ine hamd ve ibadetin nasıl olması gerektiği, haşre işaret eden “din günü”ne itikadın  önemi, “sırât-ı müstakím”in neleri ihtiva ettiği, kendilerine nimet verilenler ile Allah’ın gadabına uğrayanlar ve dalâlete düşenlerin kimler olduğu gibi konulara yer veriliyor.​

İkinci cild: Neden hurûf-i mukattaa?

“Hurûf-i mukattaa” denilen “Elif, Lâm, Mîm” harfleri ile başlayan Bakara Sûresinde bu harflerin ne mânâya geldiği anlatılıyor. İslâm tarihi boyunca herkesin merakını çeken hurûf-i mukattaa konusunda tafsîlâtlı bilgiler verilen eserde, kullanılan harfler incelendiğinde 504 ihtimalden 1 ihtimalin tercih edildiği, dolayısıyla Kur’ân’ın beşer kelâmı olmadığı isbât ediliyor.

Ebced, cifir gibi hesaplamaların İslâmî ilimlerdeki yeri konusuna açıklık getirilen İşârâtü’l-İ’câz şerhinde; Medine’de bir Yahudi hahamın Bakara Suresindeki ilk âyetleri Hz. Resûlullah (asm) Efendimizden dinledikten sonra, baştaki hurûf-i mukattaaya yüklediği mânâlar ve ona karşı Hz. Peygamber (asm) Efendimizin verdiği cevaplar da naklediliyor.

Kur’an’daki tekrarların hikmetleri, i’câzındaki harika özellikler, iman, amel-i sâlih ve takvâ gibi pek çok konunun yer aldığı eserde, 200 seneden beri terör ve anarşinin neden durdurulamadığı da anlatılıyor.

Üçüncü cildde neler var?

İşârâtü’l-İ’câz Şerhinin üçüncü cildinde ise Bakara Sûresi’nin 6. ve 7. âyetleri tefsir ediliyor. Kur’ân’ın inzâr ve tebşîrde dengeyi koruduğu, Allah’ın cemâl ve celâl tecellîlerini nazara verip hayra teşvîk ederken günahlara düşmekten de sakındırdığı anlatılan üçüncü cildde; küfrün çeşitleri, insanı küfre götüren amel ve sözler, insanın iradesi ile küfür arasındaki münasebet işleniyor. İslâm inancında önemli bir yer tutan kadere iman konusu, bilhassa Bakara Suresi’nin 7. âyeti tefsir edilirken tafsilâtlı bir şekilde izah ediliyor. İnsanın kendi iradesine dayanarak hayır ve şer fiillerini işlemesi ile ezelde bunların Allah’ın ilminde yer alması gibi müşkil meselelere açıklık getirilen eserde, inkârcılara ebedî Cehennem azabının nasıl adalet olduğu da anlatılıyor.

Dördüncü cild, münafıklar bahsi

Bakara Sûresi'nin 8-20. âyetlerinin tefsîr edildiği dördüncü ciltte münâfıkların özelliklerine yer veriliyor. İslâm âleminde münâfıklar ve ağırlıklı olarak Yahudiler tarafından büyük tahribat yapıldığı kaydedilen eserde, Müslümanları Kur'an ahkâmından koparma ve Türkiye'yi dinin aslî hüviyetinden uzak "Ilımlı İslâm modeli" gösterme oyunlarının oynandığına dikkat çekiliyor. Tefsirde münâfık ve Yahudi kaynaklı faaliyetlerden bazıları şöyle anlatılıyor:

“Yahûdîler, İslâmın tertemiz cübbesini giydiler; sarığını sardılar; Müslümân, álim, fâzıl, şeyh göründüler. Vâ esefâ! Bu kisve altında çok tahrîfât ve tahrîbât yaptılar, çok cinâyât işlediler.”

"Evet, münâfıklar, Müslümânların sırlarını, planlarını, hattâ yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla alakalı bilgileri, harîtaları alarak reîslerine götürüp takdîm ediyorlar. Hâlbuki, Kur’ân, dehşetli şerlerinden ve gizli planlarından dolayı bu reîsler hakkında, “şeytánlar” ta‘bîrini mecâzen kullanmış; onlara sarîhî ifâde ile “şeytánlar” demiştir. O reîsler, hem şeytánlar gibi vesvese veriyorlar, hem de görünmüyorlar; kendilerini saklıyorlar. Álem-i İslâmda pek çok olay oluyor, bitiyor. Fakat, bu olayları kim planladı? Fâili ve müsebbibi kimdir? Belli değil; bilinmiyor. O kâfir reîsler, memleketlerinde planlar kuruyorlar, senaryolar yazıyorlar; Álem-i İslâmdaki münâfıklar da kendileri için seçilen rolü hakkıyla ve lâyıkıyla oynuyorlar."

Beşinci cilt, ibadet ve tevhid delillerine ayrıldı

Bakara Sûresinin 21 ve 22. âyetlerinin tefsîr edildiği beşinci ciltte, pek çok yönleriyle ibâdet konusu işleniyor. İbâdetin sadece namaz, oruç, zekât gibi kısımlardan ibaret olmadığının anlatıldığı eserde, Kur’an’ı Azîmü’ş-şânı yeryüzüne hâkim kılmak; ahkâm-ı Kur’aniyyeyi ilmî, amelî ve edebî sâhalarda icrâ ve tatbik etmenin de ibadet emrine dahil olduğu vurgulanıyor.

İbâdet edilecek Zâtın varlığına, birliğine deliller olması gerektiği; yer ve gök ile içlerindeki bütün mevcûdâtın yeteri kadar tevhîd delilleri ile dolu olduğu kaydedilen eserde, bütün Kur’ân âyetlerinin âfâkî ve enfüsî delilleri gözönüne serdiği, tekvîn ile teklîfi birleştirdiği ve hükümleri de İlâhî isimlere dayandırdığı beyan ediliyor.

Kur'an'ın mu'cize oluşunun delilleri

“Arabî İşârâtü’l-İ’câz Meâl ve Şerhi”nin altıncı cildinde Bakara Suresi’nin 23-25. âyetlerine yer veriliyor. Kur’ân’ın temel mevzularından birisi olan nübüvvet müessesesinin lüzumu ve ehemmiyetine dikkat çekilen 23. âyetin tefsîrinde, Hz. Resûlullah (asm) Efendimizin ümmîliği ile beraber bütün ulûm-u evvelîn ve âhirîne vâkıf olmasının ancak mu'cize ile izah edilebileceği anlatılıyor.

Kur’ân’ın beşer kelâmı olmadığı, nâzil olduğu ilk yıllarda fesahat ve belâgatın zirvesinde olan gururlu bir kavme benzerini getirmekle meydan okuduğu, bugüne kadar taraftar veya aleyhtar hiç kimsenin Kur’ân’a karşı muâraza edemediğinin vurgulandığı eserde, Hz. Peygamber (asm) Efendimizin nübüvvet delillerinin aynı zamanda Kur’an’ın hakkaniyetine de delil olduğu kaydediliyor.

Eserin son bölümünde, dünya hayatını iman ve amel-i sâlihle geçirenlerin Cennetle müjdelendiği Bakara Suresi’nin 25. âyeti tefsir ve şerh edilirken, eserde âhirette diriliş ve haşir gerçeğinin delilleri de sıralanıyor.